ZEMBEREK KUŞU'NUN GÜNCESİ "HARUKİ MURAKAMİ"


Kitap “ O kadın telefon ettiğinde mutfakta kendime makarna pişiriyor, bir yandan da Rossini’nin radyoda çalan Hırsız Saksağan uvertürüne eşlik ediyordum…” şeklinde başlar. Bende kitaba bu müzikle başladım, Haruki Murakami’de kim bilir tıpkı bir operaya benzetmek için esere bu uvertür ile başlamamızı istemiştir.


Normal Görünen Bir Ev Hayatı


Toru Okada, hikaye anlatıcısı ve tüm olayların merkezinde olan karakterdir. Bir hukuk bürosunda çalışıyorken zam tekliflerine rağmen istifa etmiş ve bir süre ev işleriyle ilgilenmektedir. Karısı Kumiko Okada bir gazetecidir, İkisinin evliliği kitabın merkezindedir.


Toru Okada evde kaldığı süre boyunca bir takım ilginç olaylarla karşı karşıya kalır. Kedisi Noburu Vataya ortadan kaybolur ve karısı ona kediyi araması gerektiğini söyler. Ve bu esnada Toru, komşusu Maya Kasahara ile tanışır, 15-16 yaşlarında psikolojik bunalımları olan, elinde sigarasıyla yeni yetme bir kız çocuğudur. Hikayenin başından sonuna kadar Kasahara vardır, mahalleden ayrılıp uzaklara gitse dahi Toru Okada’ya mektuplar yazmaya devam eder. Ve kitabın son sayfası bile Kasahara ile Toru Okada’nın konuşması ile sonlanır.

Kumiko Okada’nın ortadan kaybolmasıyla beraber gizemli olaylar baş gösterir. Bu gizemli olaylar aslında Toru Okada’nın Zemberek Kuşu diye adlandırdığı bir kuşun “ki ki kiii” ötmeyi bırakması ile yani Toru’nun demesiyle Dünya’nın zembereğini kurmayı bırakmasıyla beraber başlar.


Hikayede her gelen karakterin hayatına değinilir, bunlardan ilki Malto Kano’dur. Malto Kano bir medyumdur, kedinin bulunması için olaya dahil edilir. Kumiko’nun abisi Noburu Vataya (kedinin ismiyle aynıdır) kötü bir politikacı aynı zamanda Toru’nun baş düşmanıdır. Okada çifti kedilerinin tavırlarını abisine benzettikleri için kedilerine bu ismi takmışlardır. Tabi arka planda çok derin meseleler de yok değil. Malto Kano ile Noburu Vataya beraber hareket ederler, Kumiko’nun esrarengiz bir biçimde kaybolmasının ardından, Toru’ya beraber gidip Kumiko’nun başka bir erkekle gittiğini, onu terkettiğini söylerler. Tabi Toru neden böyle bir durumu Kumiko’nun ona söylemediğini merak eder ve bu işin arkasını bırakmaz. Hikaye oldukça gizemli ve mistik öğeler barındırıyor.


Malto Kano ile beraber Girit Kano’da hikayeye girer. Girit Kano, Japonya’nın meşhur intihar meselelerinin vuku bulduğu karakterimizdir. Murakami daha önceki eserlerinde de olduğu gibi bu eserinde de intiharı işlemiştir. Girit Kano sayısız acılar çeken ve bu acıların son bulması için defalarca intihara teşebbüs eden bir karakterdir. En son abisinin arabasıyla bilerek yaptığı kaza sonrası ağrılarından kurtulur ve hissiz bir döneme adım atar. Girit Kano’nun Noburu Vataya ile bir bağlantısı da vardır. Girit Kano’nun yaşam öyküsü hakkında yeni bir kitap yazılabilir, bu ilginç karakterin romanda olması romanı daha da akıcı kıldı. Bir sihirbazın derneğinin değmesi gibi hayatında olan ani değişimler merak uyandırıyor. Özgürlüğüne onu Toru Okada ile yaşadığı olay kavuşturuyor, kitabın sonunda Girit Kano’nun yine bize bir sürprizi var, çok şaşırtıcı ve Teğmen Mamiya ile ne alaka diyebileceğiniz bir olay.


Teğmen Mamiya kim?


Diğer bir karakterimiz Honda, Toru Okada ile Kumiko’nun evliliğinin hayırlı olacağını söyleyerek Kumiko’nun ailesini ikna eden bir karakterdir. Çok fazla ismi geçmese de Toru Okada’nın Teğmen Mamiya ile tanışmasını sağlamıştır ve Teğmen Mamiya 2.Dünya Savaşı’nın acı gerçekleri hakkında bizlere bilgi vermiştir. Teğmen Mamiya, savaş sırasında gördükleri ve yaşadıklarını anlatırken bizleri çok derin bir üzüntüye ve aynı zamanda içsel bir çöküntüye uğratıyor. Fazla detaya girmeden bahsettiğim bu olaylar sürükleyici bir anlatım ile sayfalarca sürdü. Teğmen Mamiya’nın savaş sırasında düştüğü kuyuda keşfettiği bir takım olaylar Toru Okada’ya ilham oldu. Ve Honda’nın ölümünden sonra vasiyeti ile zekice bir planla olaylara yön vermesi ise oldukça etkileyiciydi.

Yardımcı Oyuncular…

Romana giren diğer iki karakterimiz de Muskat ve Tarçın Akasaka. Tam da Toru Okada’nın desteğe ihtiyacı olduğunda bir ışık gibi aniden beliren karakterlerdir, Toru’nun çözmesi gereken birtakım bulmacalar için ona destek çıkarlar. Muskat Akasaka’nın da savaşa dair anıları vardır, o zamanlarda daha çocuktur, hayat hikayesi sürükleyiciydi. Anlattığı yine hikayedeki her yaşam öyküsü gibi mistik yanlar içeriyordu. Tarçın Akasaka, Muskat’ın oğludur. Mükemmel bir zeka ve görünüşe sahiptir, bir dönemden sonra konuşma yeteneğini yitirmiştir. Yine bir medyumluk olayları söz konusudur. Muskat ve Tarçın’ın asıl işleri zengin kadınlara yardımcı olmaktır, onların içine girmiş kötü ruhları dışarıya çıkarırlar. Bu olayları kimseye duyurmadan gizlice yaparlar, çünkü çalıştıkları kadınlar genelde ünlü kişiler veya ünlü kişilerin eşleridir.



Noburu Vataya, Uskumru’ya Dönüşüyor…


Kedi Noburu Vataya evine dönmüştür. Fakat Toru Okada, onun ismini Uskumru yapmıştır. Bu esnada sürekli gittiği asılmışlar evinin kuyusu da hikayenin önemli unsurlarından bir tanesidir. Daha önce bahsettiğim Teğmen Mamiya’nın düştüğü kuyuya benzetilmiştir. Kuyu, yıllar önce bir sebepten ötürü suyunun kuruması ile artık kullanılmamaktadır. Ve Toru’nun düşünme noktası olur, orada astral seyahatlere çıkar, gizemli olayların çözülmesini sağlar.


Noburu Vataya, kötü politikacı, kötü abi ve kötü bir insan rolüyle hikayenin karanlık yüzüdür. Toru Okada kurtarıcı kahraman, Kumiko kurtarılmayı bekleyen prenses ve diğer herkeste olaylara yön veren yardımcı karakterler olarak karşımıza çıkar. Politika eleştirildi, tarihe gidildi, mistik olaylar incelendi, Japonya’nın yerel problemleri hakkında bilgiler edinildi, daha ne olsun.


Kitabın başından sonuna kadar “Kumiko’nun ablasına acaba ne oldu?” , “Maya Kasahara’nın erkek arkadaşı aslında nasıl öldü?”, “Asılmışlar evinin gizemi neye dayanıyor?”, “Kediye ne oldu?” ve benzeri bir sürü sorunun cevabını merak edecek, cevaplarını bulmak içinde sanki yokuş aşağı hızla giden freni patlamış araç gibi kitabı bitireceksiniz.


Kitapta okumak istemediğim yerler yok değil, hiç olmasa olurmuş ama Murakami neden bilinmez illaki cinsel birkaç mevzu serpiştirmeden geçemiyor. Onun haricinde oldukça sürükleyici ve mistik olayların bolca olduğu garip bir türdü. Genel anlamda 10 üzerinden 7 puan verilebilir. Sürükleyicilik açısından Murakami yeteneklerinden hiçbir şey kaybetmemiş, nasıl yapıyor bilmiyorum fakat nasıl başladım nasıl bitti 740 sayfalık kitap bilmiyorum.


Sürükleyici bir kitap arıyorsanız kesinlikle Haruki Murakami okumalısınız. Sağlıcakla kalın.


BİLGE SUKHA