İZNİK GÖLÜ KENARINDA KAMP YAPMAK


İstanbul’da yaşamanın güzel yanı etrafında ve içinde birçok güzellikler barındırması. İstanbul’dan İznik Gölüne varmak Orhangazi Köprüsü’nü kullanarak yaklaşık 1 saat sürüyor, ücreti 145,5 TL ve ücretli otobanla beraber tam olarak 165,5 TL para ödedik. İznik Gölü’ne Kurban Bayramı’nın 3.günü gittik ve bazı kesimleri oldukça kalabalıktı. Biz daha öncesinde Müşküle ve Göllüce Köyü civarında kamp yapmaya karar verdiğimiz için direkt oraya doğru yola çıktık ve onca yer doluyken Göllüce Köyü kıyısında kimsenin olmadığı çok güzel bir yer bulduk. Bu alan köyün hemen yanında fakat köyü görmeyen bir yerdeydi. Yani hem çok ıssız değil hem de rahatsız olacağımız gözlerden uzaktaydı.


Fotoğrafta da gördüğünüz üzere tam gölün kıyısında doğa ile iç içe bir yerdi. Vardığımızda hemen çadırlarımızı kurup akşam yemeğimiz için hazırlıklara başladık. Kamp için şişme yatağımız, uyku tulumumuz, el fenerimiz, sandalyelerimiz, masamız, tüpümüz, tenceremiz, tabak ve kaşıklarımız vs birçok malzememiz her zaman bizlerle (kamp malzemeleri için ayrıca bir yazı yazmayı planlıyorum). Hemen masamızı kurduk, yemeğimizi ocağa koyup denizin dalgaları, yemeğin muhteşem kokusu eşliğinde güneşin batışını seyrettik.




Asıl beni heyecanlandıran şey sabah dalgaların sesiyle uyanmak. Çünkü gittiğimiz gün aşırı dalga vardı, hava parçalı bulutluydu ve tamda yazın aranılan o yayla havası tadındaydı. Çayımızı demleyip gece ay ışığında gölü seyredip Boyalıca Köyü’ne el salladık. Sonra çadırlarımıza geçip güneş doğmadan kalktık.


Dalgalar durmuş, göl çarşaf gibi olmuştu.

Güneşin doğuşuna doğru ayaklarımızı çıkarıp sahilde yürüyüş yaptık, temiz havayı ciğerlerimize çekip, ayaklarımıza kumun masaj yapmasına izin verdik. Harikulade bir rahatlama ve keyif veren bir manzara ile inanılmaz anlar yaşadık. Şu an yazarken dahi içim içime sığmıyor.


Bu kampın zorlu yanları da vardı, bunlardan biri tuvaletin olmaması, yakınlardaki camiyi ya da farklı yöntemleri deneyebilirsiniz. Onun haricinde her şey oldukça keyif vericiydi, öğlen saatine kadar kalıp güneşin rahatsız edici sıcaklığı gelmeden hemen çadırımızı toplayıp evimizin yolunu tuttuk.


Yüzmek isteyenler için uygun bir ortam biz yüzmeyi tercih etmedik sandalyelerimiz ile gölün içine oturup çayımızı, kahvemizi içmeyi daha keyifli bulduk.



Bu kamp maceramız da burada bitti. Bir sonraki maceralarda görüşmek dileği ile sağlıcakla kalın.


BİLGE SUKHA