HUMORAL PATOLOJİ / AHLAT-I ERBA


Modern tıp bana sürekli korkutucu gelmiştir. Nedeni ise babaannemin poşetler dolusu ilaçları olmasına rağmen her içtiğinde farklı problemleri çıkar ve doktor çıkan problemlere karşılık yeni bir ilaç yazardı. Çocuktum ve yaşlanınca her insanın öyle olacağını düşünürdüm. Asla doktora gitmez, zorla götürseler doktorun verdiği ilaçları katiyen kullanmazdım. Babaannemden çok şey öğrenmekle beraber en önemlisi de ilaçların iyileştirmek yerine daha kötüye sürüklediğiydi.


Üniversiteyi bitirdikten sonra çeşitli alanlarda araştırma yapmak için vakitlerim oldu. Öncelikle Aidin Salih’in “Gerçek Tıp” adlı kitabıyla karşılaştım. Doğru bildiğimiz yanlışlarla yüzleştim ve korktuğum modern tıp artık güvenimi de sarsmıştı. İlaç sektörü artık insan sağlığını hiçe sayıyor, kapitalizm sağlıkla oynuyordu. Bunun üzerine antik çağlardan başlayarak araştırmalar yaptım. Yunan filozoflarından Aristoteles’in düşüncelerini, Hipokrat’ın teorilerini, İbn-i Sina’nın kitaplarını inceledim. Temeli Aristoteles tarafından atılan, Hipokrat tarafından insana uyarlanan, İbn-i Sina tarafından geliştirilen Hümoral Patoloji ile karşılaştım. Oldukça heyecanlandım, konuyla ilgili makaleler okudum, videolar izledim, bu alanda araştırma yapmış olan kişilerden eğitimler aldım. İnstagram hesabımdan konuyla ilgili birkaç cümle paylaştığımda bu konuyla alakalı soru yağmuruna tutuldum. Bu beni çok mutlu etti, bende yardımcı olmak adına ayrıntılı bir yazı yazmaya karar verdim.


Öncelikle Aristoteles’in teorisinden başlayalım, Aristoteles “Evrende dört madde hakimdir. Bu maddeler görüp göremeyeceğiniz her şeyin yapısında vardır. Bunlar; Ateş, Hava, Toprak, Su’dur” der.


Daha sonra Hipokrat bu teoriyi alır ve insanda gözlemler. Gözlemleri sonucunda dört mizaç türünü ortaya koyar; “Sanguinik, Kolerik, Fplegmatik ve Melankolik”. Bu mizaçların vücuda dört nitelik verdiğini saptar, kuru, sıcak, nemli, soğuk. Salgı olarak vücutta şu şekilde bulunduklarını söyler; Kan, Balgam, Sarı Safra ve Siyah Safra. Hipokrat, bu özelliklerin insanları tedavide yol gösterici olduğunu savunarak tıpta çok önemli bir devri de başlatmıştır.


Hümoral Patoloji olarak karşımıza çıkan bu ilmin ismi İslam coğrafyasında Ahlat-ı Erba’dır. Bu ilim İbn-i Sina’nın “El-Kanun Fi’t Tıbb” adlı eseriyle zirveye taşınmıştır. Bu eser batı tıp okullarında 16. Yüzyıl sonlarına kadar 600 yıl boyunca ders olarak okutulmuştur. Osmanlı tıbbının temellerini oluşturmuş, teşhis ve tedaviler bu teoriye göre uygulanmıştır.



İnsanda bu mizaç nasıl oluşmaktadır; İnsanda doğuştan bir salgının %1 oranında fazla olmasıyla mizacı belirlenir. Fakat şu bilinmelidir ki bazen insanda yetişkin dönemlerinde kaymalar gözlemlenebilir. Bu yüzden kişi çocukluk dönemini değerlendirerek mizacını bulmalıdır.


Ahlat-ı Erba;

Su, Hava, Ateş, Toprak

Bu dört maddenin insan vücudundaki karşılığı aşağıdaki gibidir.

Su - Balgami(Balgam) - Nemli ve Soğuk

Hava - Demevi (Kan) - Nemli ve Sıcak

Ateş - Safravi (Sarı Safra) - Kuru ve Sıcak

Toprak - Sovdavi (Kara Safra) - Kuru ve Soğuk



İnsanlar, mevsimler, renkler, yiyecekler, insanın yaş dönemleri, duygular ve aklınıza gelen her şeyin bir mizacı vardır. Dört melek, dört halife, dört büyük kitap, dört mevsim hepsi aslında bir maddeyi temsil eder. Bu konu çok derin ve içine girdikçe yeni kapıları açan çok gizemli meselelerdir. Bu kadar derine girmeden mizaçların insan üzerindeki etkilerini inceleyelim. İlk olarak kendi mizacım olan Balgami Mizacı inceleyelim;


1)BALGAMİ MİZAÇ (SU)


Ter, göz yaşı, akıntı, eklem sıvıları, tükürük gibi tüm sıvıların ismine balgam denir. Niteliği soğuk ve nemlidir.


Bazı Özellikleri;


- Sessiz, sakin, ağır başlı insanlardır.

- Güzellerdir, burunları küçük, ağızları incedir.

- Tenleri beyaz, saçları ince olur.

- Stresi, kavgayı, şiddeti sevmezler.

- Uykuyu severler.

- Elleri ayakları soğuktur, sürekli üşürler.

- Sayısal yönleri kuvvetlidir, matematik alanında başarı elde ederler.

- İleriyi düşünen, hesaplar yapan, ölçülü davranan kimselerdir.

- Kaygısız, umursamaz olabilirler.

- Unutkandırlar.

- Soğuk kanlıdırlar, olaylara fazlaca tepki vermezler.

- Vücutları su tutmaya müsaittir. Ödemleri çok olur bu yüzden kilolu görünürler.

- Bakışları donuktur.


Balgami mizaçlı olanların Alzheimer, Akciğer hastalıkları ve eklem ağrılarına yatkınlıkları vardır.

Bu hastalıklara yakalanmamak için vücudu ısıtmaları gerekir. Isıtmak için lavanta kokusu kullanmak, başlarını yağlamak, kupa terapisi uygulamaları, hamama gitmek gibi yöntemleri denemelidirler.

Nemli ve soğuk oldukları için tam zıttı olan kuru ve sıcak ortamları, renkleri, yiyecekleri tercih etmelidirler.


2) DEMEVİ MİZAÇ (HAVA)


Dem bir sıvının koyulaşma halidir, yani kan. Bu kişilerin vücutlarında fazla kan bulunur. Niteliği sıcak ve nemlidir.


Bazı özellikleri;


- Çevik ve enerjiktirler.

- Hırslı ve azimli insanlardır.

- Bakışları güleçtir, elmacık kemikleri çıkık, derileri nemli ve sıcaktır.

- Gözleri çabuk kanlanır.

- İştahları vardır, ağız tatları kalitelidir.

- Hayır ve maneviyat ehlidirler.

- Keyiflerine düşkün, yaşamayı iyi bilirler.

- Düzenli, cömert, yedirip içirmeyi seven, güzel ahlaklı, fedakar ve güler yüzlülerdir.

- Sesleri güzel, müziğe yatkındırlar, edebiyatı da severler.

- Çabuk ve fazlaca terlerler.

- Yeniliklere açıktırlar.

- Alışveriş yapmayı severler, savurganlar.

- İleri görüşlüler.

- Çabuk hastalanıp, çabuk toparlanırlar.

- Risk almayı severler, yönetici ruhludurlar.

- Kabızlık çekmezler.

- Zihinleri bazen dağınıktır.


Özelliklerine bakıldığında aslında her ortamda aranan tiplerdir. Mizaç seçme hakkım olsaydı demevi olmak isterdim.

Kan fazlalığından dolayı bu mizaçların tansiyonu fazladır. Karaciğer, kalp- damar rahatsızlıkları sık görülür. Düzenli olarak kan aldırmalı ya da hacamat yaptırmalıdırlar. Sıcak ve nemli oldukları için dengeyi sağlamak adına soğuk ve kuru beslenmeliler.


3) SAFRAVİ MİZAÇ (ATEŞ)


Kana köpük ve sıcaklık veren sıvıya safra denir. Niteliği sıcak ve kurudur.


Bazı Özellikleri;


- Uzun boylu, zayıf yapılı, belleri ince, ayak bilekleri kalındır. Esmer ya da sarışın olabilirler.

- Burunları, ağızları büyük olur, gözleri küçüktür.

- Ciltlerinde gözenekleri geniştir, göz beyazları sarıya yatkındır.

- Hafızalara kuvvetlidir.

- Vücutlarında fazla safranın olması bedenlerini kuru yapar, bu durum kıl köklerini kurutur bu yüzden kılları az olur, erkekleri kelliğe yatkındırlar.

- Ağız tatları acımsıdır.

- Öfkeleri saman alevi gibidir, çabuk öfkelenip çabuk sönerler.

- Uykuları azdır, yorgunluk hissetmezler.

- Çabuk acıkır ve çabuk doyarlar.

- Sözünde durmayabilirler.

- Kurnazdırlar.

- Edebiyata veya matematiğe yatkın olabilirler.

- Kabus görebilirler.

- Ailelerine düşkündürler.

- Ruh halleri değişkenlik gösterir. Bir bakarsınız neşeli bir bakarsınız gayet sakindir.

- Lider olmayı, öne çıkmayı severler.

- Cimri değillerdir,

- Manevi yetenekleri vardır.

- Sakarlıklar yapabilirler, çünkü hızlı olmaya çalışırlar, acelecidirler.

- Ekşi gıdaları severler.

- Bazen atılgan, bazen de çekimser olabilirler.

- Geleceğe dönük, hayalci yapıları vardır.

- Hazır cevap ve zekidirler.

- Kolay kolay hasta olmazlar fakat hastalandıklarında tedaviye cevap vermekte zorlanırlar.

- Cinsel arzuları yüksektir.

- Sinirlendiklerinde damarları belli olur, renkleri sararır.

- Sindirim sistemleri hızlı çalışır.

- Eğitilmezlerse kötü ahlaklı olurlar.


Yerinde duramayan hareketli cılız uzun kılsız, az saçlı birini gördüğünüzde bunun safravi mizaçlı olduğunu hemen anlarsınız.

Psikolojik problemlere yatkındırlar. Baş ağrısı, mide bulantısı çekerler. Kellik, iştahsızlık, karaciğer rahatsızlıklarına yatkındırlar. Yumurtalık kistleri,cilt hastalıkları görülebilir.Kalp krizi riskleri azdır.

Soğuk ve nemli beslenmeliler.


4) SOVDAVİ MİZAÇ (TOPRAK)


Kanın en alt tabakasında bulunan siyah tortuya sovda (sevda) denir. Niteliği toprak gibi kuru ve soğuktur.


Bazı Özellikleri;


- Bir işe başlamakta çok zorlanırlar, başladıklarında da bitirmeden kalkmazlar.

- Yalnız olmayı severler.

- Şüpheci, vesveseli, kinci, içe dönük yapıdadırlar.

- Oldukça düzensizdirler.

- Negatiftirler.

- Beden yapıları zayıftır.

- Kabızlık, mide problemleri çekerler.

- Esmer olurlar.

- Yaptıkları işlere vakıf olmak isterler.

- Uyku problemleri vardır.

- Mühendisliğe, muhasebeye meyillidirler.

- Enerjileri düşük, temkinli, takıntılı ve endişelidirler.

- Sorumsuzlar.

- Duygusuzlar.

- Hayalperest, tartışmacı ve inatçıdırlar.

- Göz altlarında morlukları vardır.

- Odaklanma sorunu yaşarlar.

- Sürekli atıştırma istekleri vardır.


Kuru ve soğuk oldukları için nemli ve sıcak yemelidirler. Depresyona, kansere ve tümöre meyillidirler. Baş ağrısı, varis, eklem ağrıları çekebilirler.


NOTLAR


İnsanın mizacını bilmesi neden önemlidir? Tv programlarında görmüşsünüzdür, bir grup doktorlar tereyağının faydalı olduğunu söylerken bir grup doktorlarda aksini tereyağının zararlı olduğunu ifade eder. Mizaç ilmine göre bakıldığında her iki grupta doğru söylemektedir fakat eksik bilgiyle. Her mizacın farklı beslenmesi gerekmektedir, balgamiye fayda sağlayan yiyecek safraviye zarar verebilir. Bu yüzden kendi mizacımızı bilerek onu dengeleyecek gıdaların mizaçlarını da öğrenmeliyiz. Doktorlar herkese aynı ilacı verir, eski tıpta bu yanlıştır, her mizaç grubunun hastalığı için farklı yöntemler uygulanır. Zaten mizacımıza göre yaşasak ortada hastalıkta kalmayacaktır. Besinlerin mizacı hakkında araştırmalarım mevcut, umarım derleyip toparlayıp bunların bilgilendirmesini de yaparım.

Şunu unutmayalım, eğer doğru yaşarsak psikolojik ve fiziksel olarak sağlıklı kalırız. Kendimizi tanıdıkça yaşamak kolaylaşır.


SUKHA