BEYİNDE ARARKEN BAĞIRSAKTA BULDUM


Öncelikle kitabın yazarı Serkan KARAİSMAİLOĞLU hakkında biraz bahsetmek istiyorum. Kendisini instagram sayfasından (@serkan_karaismailoğlu) tanıyorum. Dikkatimi çeken paylaşımlar yapmasından ötürü kendisiyle alakalı kısa bir araştırma yapıp sonunda ‘BEYİNDE ARARKEN BAĞIRSAKTA BULDUM’ kitabını okumaya karar verdim.

woman holding a book, next to a coffee mug

PEKİ, KİMDİR SERKAN KARAİSMAİLOĞLU?


Küçükken eve gelen komşuların annesine ‘Bugün beyin için ne yaptın?’ sorusunu tamamıyla yanlış anlayıp (ki burada annesinin babası için yaptığı yemeği soruyorlarmış) daha sonrasında beyin ile ilgili merakı artıp kendine bir yol çizmiş. Her gününü beyin ile ilgili bir şeyler öğrenmeye adamış. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda “beyin cinsiyeti” üzerine çalışmalar yapmış olup halen aynı kurumda çalışmaya devam etmektedir.

Ayrıca youtube da ‘ORTAPİA’ adında sinirbilim alanında çalışan akademisyenlerin oluşturduğu bir ekip ile içerikler üreten bir kanalın kurucusudur. Ben böyle insanları seviyorum, çünkü bilgisinin sadakasını vermeyi çok iyi biliyorlar. Bizde onların güzel kanallarından çok güzel bilgiler öğreniyoruz. Burada aklıma çok güzel bir söz geldi, kitap okumak insanların yıllarca uğraşıp edindiği tecrübelerine, o yollardan geçmeden kolayca sahip olmaktır. Bu söz kime ait bilmiyorum, aniden aklıma geldi. Bu gibi insanları takip etmeyi seviyorum. Hatta onların yolundan giderek insanlığa fayda sağlayacak, hiçbir kar amacı gütmeyen bir kuruluş kurdum. BİLGE SUKHA’nın amacı tamamıyla bilgiyi paylaşmak ve çoğaltmaktır.


KİTAP NE ANLATIYOR?


Beyinde aradıklarımızın aslında beyinde olmadığını :) Daha düzgün açıklayıcı bir şekilde ifade edersek ne yediğimiz ne kadar mutlu olacağımızı, hangi duyguları hissedeceğimizi, hatta hangi tercihleri yapacağımızı belirleyen önemli bir etkendir. Burada kendimden örnek vereyim. Ben köyde, aşırı güzel bir köyde büyüdüm. Çocukluğum inanılmaz mutluydu, doğa ile iç içeydim. Babaannemin ürettiği doğal peynir, yoğurt ve yağ ile beslendim. Dedemin yetiştirdiği üzümler, mandalinalar, elmalar ve daha sayamadığım bir çok meyve ile büyüdüm. Bahçemizde fasulyemiz, fırında ekmeğimiz, değirmenden unumuz ile dört dörtlük doğal bir hayatın içinde büyüdüm. Bu yüzden etrafımda ne olursa olsun çok eğleniyordum. Ta ki okullar açılıncaya kadar. Okullar açılınca herkesin ellerinde harçlık ile marketteki o sağlıksız, içeriğinin ne olduğu ile ilgilenmeyip sadece verdiği lezzete odaklanana kadar. O günden sonra başlayan abur cubur hastalığı gün geçtikçe ilerledi. Ve sonunda yorgun bir beyin, çikolatasız mutlu olamayan bir ben ortaya çıktı.

Bu durum 18 yaşımda, ailemden ayrılıp eğitim için uzaklara gidince daha da arttı. Kantinlerde poğaçalardan tutun ev arkadaşlarımla gece cips ile film keyiflerine kadar. Bırakmam mümkün değildi, bir şeyler beni onlara çekiyordu. Daha az yemek yemeye ve daha fazla abur cubura yöneldim. Kilo şikayetlerinden ziyade mutsuz bir insandım. Çikolata yemek tek zevkimdi. Sonra eğitim hayatım bitti ve ben bir takım problemler atlattım. O an hayatımı tümü ile değiştirdim. Ve spora başladım. Abur cubur yemeyi bıraktım. Zamanla midem almamaya başladı. Marketlerde abur cubur reyonuna dahi uğramıyordum.



Ne değişmişti?


Yıllarca yediğim o iğrenç şeylere şuan iğrenç deme sebebim neydi? ‘Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum’ kitabı tamda bu sorunun cevabını bana vermişti. Yediğimiz ürünlerin beynimize ne kadar çok etki ettiğini. Mikrobiyotamızı değiştirdiğimizde hayatımızın ne kadar çok değişeceğini gözler önüne serdi. Eğer seçimlerinden şikayetçi isen ve planladığın hiçbir şey yolunda gitmiyorsa, sürekli yorgun, kızgın veya mutsuz hissediyorsan yediklerini bir gözden geçirmeni tavsiye ederim. Kararlarımızı verirken bizi etkileyen o kadar çok etken var ki. Bunlardan en önemlileri olan yeme şeklimizle başlayalım. Ve bu kitabı okuyup hayatı yeniden yaşamaya başlayalım. Benim dünyam değişti. Sürekli melankolik hallerim yerini enerjik, pozitif, hayattan her daim zevk alan birine dönüştürdü. Hatta tüm hayallerimi teker teker gerçekleştirmeye başladım. Roma’ya gittim, araba sürmeyi öğrendim, kendi evimi kurdum, muhteşem bir işe sahip oldum. Burada kendimi pazarlamacı gibi hissettim :) fakat sadece iyi niyetimden söylüyorum, içtiğiniz gazlı içecekler, çikolatalar, cipsler hepsi sizi çok etkiliyor. Zeka seviyenizi bile düşürüyor.


KİTABIN KONU BAŞLIKLARI NELER?


Yazımı bitirmeden bu eğlenceli kitabın konu başlıklarını sıralayayım;

BÖLÜM 1; İnsan olarak doğup, mikrop olarak ölüyoruz.

BÖLÜM 2; Mutluluğun formülü çok açık; bir sen, bir ben, bir de İskender.

BÖLÜM 3; Sadece kalbe giden yol değil, beyne giden yolda mideden geçer.

BÖLÜM 4; İskenderin uzun ve karanlık yolculuğu.

BÖLÜM 5; İkinci beyin bağırsak.

BÖLÜM 6; Eyvah vücudumda mikrop var.

BÖLÜM 7; Bağırsak gezegenine hoş geldiniz.

BÖLÜM 8; Kilolarımdan sen sorumlusun Ey Bakteri!

BÖLÜM 9; Ne yersen osun.

BÖLÜM 10; Mikrobiyotam ne kadar sağlıklı?

BÖLÜM 11; Tünelin ucundaki karanlık.


Yazımın sonuna geldiniz. Sağlıklı, mutlu ömürler diliyorum. Sizleri çok seviyorum. Hep beraber güzel bir dünya için beraber emek vermek dileği ile. Önerilerinizi bizimle paylaşın. Teşekkürler...