FRIEDRICH NIETZSCHE - EĞİTİCİ OLARAK SCHOPENHAURER


“Kitleye dahil olmak istemeyen insanın yapması gereken tek şey kendine razı olmayı bırakmaktır; kendisine seslenen vicdanını dinlemelidir: “Kendin ol! Şimdi yaptığın, düşündüğün ve arzuladığın şeylerin hiçbiri sen değilsin.”


Nietzsche'ye göre her genç bu sesi duyar, eğer kanıların ve korkunun zincirine bağlı kalırsa mutluluğa ulaşamaz.

Nietzsche, her ne kadar Schopenhauer etiketi ile eserini sunsa da, kitapta kendi fikirlerine yer verir. Schopenhauer ona felsefeyi sevdiren isim olmuştur, bu yüzden sürekli onu över, onunla gurur duyar, ona terbiye ustası lakabını takar.


“Atalarımızın biriktirdiği, bize miras kalmış ahlaklılık sermayesinden yiyoruz artık, onu çoğaltmak yerine tüketmesini biliyoruz yalnızca…


Bizim Hölderlin ve Kleist’ımız ve daha niceler, bu sıra dışılıktan mahvoldular ve sözüm ona Alman kültürünün iklimine dayanamadılar; yalnızca Beethoven, Goethe, Schopenhauer ve Wagner yaradılışındakiler ayakta kalabildiler.


“Güçlü toplumların, hükümetlerin, dinlerin, toplumsal kanıların bulunduğu yerde, kısacası tiranlığın hüküm sürdüğü her yerde, yalnız filozoflardan nefret edilmiştir; çünkü felsefe insanlara, hiçbir tiranlığın içeri giremeyeceği bir sığınağı, iç dünyanın mağarasını, gönlün labirentini açar: Ne var ki yalnız İnsanı bekleyen en büyük tehlike de aynı yerdedir.


Nietzsche, felsefeyi önemser. Çünkü sadece filozoflar özgürce düşünerek gerçeği keşfederler. Düşünmeyen bir insanı kandırmak kolaydır, bu yüzden insanı belli bir kalıba sokmaya çalışan herkes felsefeden nefret eder.

Hakikatten uzaklaştırılmak büyük tehlikelerden biridir. Gördüğümüz şeyin gerçekten hakikat mi, yoksa bakış açımız da ki yanlışlık mıdır, buna karar vermeliyiz. Nietzsche, bu konuda Schopenhauer’in bizi gerçeğe götüreceğini söyler.

Nietzsche’ye göre Schopenhauer kendi zamanını aşmış, zamandan bağımsız düşünebilen nadir filozoflardandır. O yüzden Schopenhauer ile haşır neşir olmak, bir nevi kendi zamanımızdan bağımsız düşünerek kendimizi nasıl eğiteceğimizi gösterir.

Nietzsche, bir erkeğin devlete hizmet etmesini, çok önemli görenlerin ahmak olduğunu dile getirir. Çok daha önemli görevlerin olduğunu söyler, mesela ahmaklıkları yok etmek. Devletler nedir ki Nietzsche'ye göre, dev bir para ekonomisi seli!

İnsanlık Nietzsche'nin gözünde o kadar düşmüştür ki onu ayağa kaldıracak çok nadir insanlar vardır; Rousseau ve Goethe ve tabii ki Schopenhauer. Rousseau ve Goethe’nin “İnsanlık İmgesi”nde bir takım eksikler görür. En iyisinin Schopenhauer’in imgesi olduğunu düşünür. Yani “Daha iyi olmak için adamakıllı kötü olmak. Hakikati görebilmek için insan önce acı çekmeli, ancak bu şekilde hakikati en iyi şekilde keşfedilebilir.


Ne demiş Meister Eckhart;


“Sizin mükemmelliğe taşıyan en hızlı hayvan, acı çekmektir.”


Goethe’nin şu sözüne bakalım;


“İnsan sınırlı bir konumun içine doğmuştur; basit, yakın, belirli hedefleri görebilir ve hemen elinin altındaki araçları kullanmayı alışkındır; biraz daha uzağa vardığında, ne istediğini, de ne yapması gerektiğini de bilemez; konuların çokluğu yüzünden kendini tamamen dağıtması ya da bunların yüceliği ve ihtişamını yüzünden kendi dışına çıkması da aynı şeydir. Kendi kendine düzenli bir çalışma ile bağdaştıramayacağı bir şeye ulaşmaya teşvik edilmesi, daima bir felakettir onun için.”


Nietzsche, bu sözü örnek göstererek aslında insanın bilmediği diyarları keşfetmeye kalkması sonucu düşünme yeteneğini yitirebileceğini kanıtlar. Özür dilerim, biraz karmaşık oldu sanırım. Nietzsche böyle işte, anlamak için çok çaba sarf etmeli.

Kısacası bizim giderek hayvanlaştığımızı dile getirmeye çalışıyor, sana vaat edilen topraklar aslında ahır, dikkatli ol!

Hedefler, hedefler ve sonuç sadece hayvanlaşmak mı? Buradan Nietzsche soruyor, “Hayvan nerede biter, insan nerede başlar?”

Hayvanın kör içgüdüsüyle aradığı gibi insan da mutluluğu arar. Doymak bilmez hep daha fazlasını isteyen ama asla aradığını bulamayan bir iştah.

Sürekli bir çabalama isteği, durup düşünmeye zaman ayırdıklarında korkarlar. Düşünceler onları boğar. Halbuki gerçek bir insan olmak ancak ve ancak düşünme ile olur. Artık hayvan olmayanlar; felsefeciler, sanatçılar ve azizlerdir.


Kültürün temel düşüncesi olarak şunu benimseyin;


“Kendimizde ve dışımızda filozofun, sanatçının ve azizin üretilmesini teşvik etmek ve böylelikle doğanın tamamlanması için çalışmak.”


Sorun sanırım bu şekilde Nietzsche'ye göre çözüme gidecektir.


“İnsanın dünyadaki mutluluktan alacağı zorunlu bir pay vardır, kültür bunun için gereklidir ama yalnızca bunun için.”


Benim üstümde benden daha iyi olan bir ben var, bilgide, sevgide bakışta ve beceri de tam ve sonsuz hisseden, doğaya bağlı olan gerçek bir insan. O insana ulaşmak için bir yoldur kültür.

Fakat kültürü maalesef kötüye kullananlarda var, buna dikkat etmeliyiz!

Nietzsche, bilginlerin 13 özelliğini sayarak dahiler ve bilgilerin birbiriyle sürekli savaştıklarını söyler. Bilginler ona göre doğayı öldürmek parçalamak ve anlamak isterler, dahiler ise doğayı yeni canlı doğayla çoğaltmak isterler.

Nietzsche, eğitime de değinir, özellikle üniversitelere filozof atama fikrine laf çarpar, bir filozofun mesai saatleri içinde düşünmesi anlamsızdır. “Bugün hiçbir şey düşünemem, aklıma iyi bir fikir gelmiyor.” yine de çıkıp düşünüyormuş gibi görünmesi gerekmektedir. Bu saçmalıktır filozofun üniversiteyi dışardan bakması eğitim için çok daha yararlıdır, der.

Devletlere de birçok laf söyler “Devlet asla hakikate değil, her zaman yalnızca kendine yararlı olan hakikate önem verir; daha doğrusu ister hakikat ister yarı hakikat, isterse yanılgı olsun, kendine yararlı olan her şeye önem verir.”

Kitabın her bir cümlesi önemlidir, hiç bir cümleyi öylesine söylemedi, tekrara lüzum görmedi. Anlatmak istediklerini basit bir şekilde ifade etmek yerine belirli bir düzeyin anlamasını istediği için ağır bir dil kullanmış sanki.

Nietzsche, dini, devleti kendi ülkesini sürekli eleştirmiş, kendini bir kalıba sokmaya çalışanlara sürekli karşı çıkmıştır. Özgür düşünmek, hakikati keşfetmek onun için çok önemlidir. O yüzden bazen çok öfkelenip karşı çıktığı her şeyi yerden yere vuracak ifadeler kullanır.

Kaba, sert ve milliyetçi bir ülkede yetişmiş olmak onu daha da öfkeli biri hale getirmiştir. Zaten Alman filozoflarını incelediğimizde açıkça görürüz ki Yunan filozofları kadar sakin değillerdir, şiddetli bir yanları vardır.

2021 yılının son kitabı olan “Eğitici olarak Schopenhauer” beni oldukça zorlayan fakat birçok fikir edinmemizi sağlayan bir kitabı oldu. Karakterim gereği kendimi ne Schopenhauer’a ne de Nietzsche’ye yakın hissettim, ben daha çok stoa tarzı görüşleri seven bir insanım, yine de onları tanımak da çok güzeldi.


Keyifli Okumalar…


  • Kitap Adı : Eğitici Olarak Schopenhauer - Zamana Aykırı Bakışlar 3

  • Yazar : Friedrich Nietzsche

  • Çevirmen : Mustafa Tüzel

  • Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları - Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi

  • Baskı Yılı : 2020

  • Dil : Türkçe

  • Sayfa Sayısı: 91