HAMLET- OLMAK YA DA OLMAMAK




“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü. Çünkü, o ölüm uykularında Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan. Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine Sevgisinin kepaze edilmesine Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanları? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor Yürekten gelenin doğal rengini. Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar Yollarını değiştirip bu yüzden Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.”



William Shakespeare’ın en iyi oyunu olan ve üzerine binlerce kitap yazılan ‘Hamlet’. Kaynağı eski kuzey masallarına dayanıyor, on üçüncü yüzyıldan kalma bu metnin kahramanı aslında Amiothi’dir. Bir İzlanda kahramanıdır. Danimarkalı Saxo Grammaticus’un Danimarka Tarihi adlı kitabında da aynı efsaneleşmiş kahramandan bahsedilir. Bu hikaye İngilizceye değiştirilmiş hali ile ‘The Hystorie of Hamlet’ şeklinde çevriliyor. Shakespeare bu metinleri derleyip, toplayıp kendince bir oyun yazarak şu an okuduğumuz ‘Hamlet’i oluşturuyor. Shakespeare’dan önces Thomas Kyd adında birinin Hamlet oyununu yazdığı ve metnin kaybolduğuna dair söylemler mevcut.


Hatta bu yüzden Shakespeare’ı, şair Robert Greene başkalarının yazdığı eserleri kendinin gibi göstermekle suçluyor. Shakespeare bu oyunu çaldı mı, yoksa efsanelerden kendince uyarladı mı, bilemiyorum. Fakat şu an gerçek ne olursa olsun Hamlet denince Shakespeare, Shakespeare denince Hamlet akla geliyor.


Hamlet’in şekil alma sürecinden bahsettiğimize göre artık içeriğine geçebiliriz. Bunca kitaba ilham olmuş, ‘Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!’ monoloğu ile zihinlere kazınan bu muhteşem eser bir trajedi oyunudur. İntikam, hırs, tutku, acı, ölüm gibi mevzuların harmanlanarak izleyiciye hüznü ilmek ilmek aktarmış. Babasının ölümü üzerine annesi Gertrude’nin, amcası Claudius’la (babasının ölümünden sonra kral olmuştur) evlenmesi ile sarsılan Hamlet, kısa bir süre sonra babasının hayaleti ile karşılaşarak acı gerçeği öğrenir. Daha sonrasında Hamlet’in intikam alma hırsı başlar.


Hamlet’in babasını kaybetmesi, ardından annesinin amcası ile yaptığı evliliği, amcası hakkında öğrendiği korkunç gerçekle beraber doğru düşünme yetisinin nasıl sarsıntıya uğradığına şahitlik ederiz. Bu korkunç olayların ardı ardına yaşanması sonunda annesinin de ellerinden kayıp gitmesi ile kendi ölümünün gerçekleşmesi acı verici bir durumdur. Hamlet ömrü boyunca huzura kavuşamaz. Ophelia ile acının intiharla sonuçlanmasına da şahit oluruz. Hamlet’in sevdiği kızdır Ophelia, aynı zamanda öldürdüğü Polonius’un kızıdır.



Bu eserde olmak ya da olmamak arasında büyük bir acı gizlidir. Var olmamak ile var olmak arasındaki farktır ACI Hamlet için. Var olmamayı tercih eder miydi? Zorbalıklara, gururunun incinmesine, iyinin kötü karşısındaki konumuna kadar tüm durumları içten bir şekilde ifade ederek; var olmamayı, var olmaya tercih edeceğini hissettiriyor aslında. Benim için var olmak acı ile daha fazla belirginleşiyor. Duygularımın farkına varmak, onları kanımın son damlasına kadar yaşamak bana var olduğumu en derinden hissettiriyor. Belki Hamlet’in hayatı kadar zor olmasa bile hayatım, acıları da seviyorum :)





Sağlıcakla kalın. Hayat kısa, sanat uzun. Sanat ile kalın.