İNCE MEMED 1 - YAŞAR KEMAL


İnce Memed romanı ilk olarak Cumhuriyet Gazetesi’nde bölüm bölüm yayımlanmış, 1955 yılında ise iki ciltlik bir kitap olarak basılmıştır. 1956 yılında Varlık Dergisi bünyesinde düzenlenen yarışmada “Varlık Roman Armağanı’na” layık görülmüştür. Oldukça beğenilen eser büyük ilgi görünce Yaşar Kemal eseri 4 ciltlik bir seriye dönüştürmüştür.


“İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, ince yerleri, işte oraya değmemeli.”


İnce Memed, İbrahim ve Döne’nin tek oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Babasını küçük yaşta kaybeden İnce Memed, annesine tarla işlerinde yardımcı olur. Fakat beş köyün ağası Abdi Ağa İnce Memed’i sürekli döver ve köy halkına türlü türlü eziyetler eder. Köy halkı tarlalarda sabah akşam çalışmasına rağmen kıt kanaat geçinmeye çalışır, Abdi Ağa ise köşklerde ekmek elden su gölden rahatça yaşar. Halkın ezilmesi ve ağaların, paşaların rahatça yaşamasına karşı kimse başkaldıramaz. Sömürü düzeni her zaman, her yerde olduğu gibi Torosların eteklerinde de baş göstermeye devam eder. Bu sömürü düzenine başkaldıracak bir İnce Memed gelene kadar. Tabi İnce Memed’in doğması kolay değildir. Küçük yaşta köyünden kaçıp hayal ettiği Abdi Ağa’sız diyarlara kaçar. 6 ay boyunca komşu köyde Süleyman Ağa’nın çobanı olur. Süleyman Ağa, İnce Memed’i çocuğu gibi sever, onu gözünden sakınır. Ama İnce Memed’in vicdanı rahat değildir. Yaşı daha 10’dur fakat arkasına bıraktığı anasındadır aklı, sonunda köye geri döner. Çok daha farklıdır İnce Memed, çünkü bu çakırdikenli kıraç toprakların ardında farklı dünyaların olduğunu görmüştür. Ve İnce Memed artık eski İnce Memed değildir, ilk başkaldırışını gerçekleştirmiştir. Cezası açlığa mahkum edilmek olsa dahi o yaptıklarından hiç pişman değildir. Ve düşünmeye başlar.


“Düşünmek tecrübenin yerini tutar. Sen her şeyi, inceden inceye düşün.”


İnce Memed büyür, on sekizinde bir delikanlı olur, aşık olur komşu kızı Hatçe’ye. Fakat Abdi Ağa istemezse kimse kimseyle evlenemez, kuş uçmaz o istemezse Değirmenoluk Köyü’ne.


İnce Memed arkadaşıyla beraber gittiği Çukurova’da farklı bir dünya keşfeder. Ağanın olmadığı bir sistem görür, insanlar kazandıkları kadarını yer, kimseye sual vermez. İnce Memed o anda karar verir her şeyi değiştirmeye. Köye geldiğinde Hatçe’yi Abdi Ağa yeğenine istemektedir. Fakat ne Hatçe İnce Memed’den ne de İnce Memed Hatçe’den vazgeçer.


Kaçarlar ama bu kaçma İnce Memed’in büyük kayıplar vermesine yol açar. Artık sadece kaçıp farklı bir dünyada yaşamak değildir amacı, Abdi Ağa’yı öldürmek ve eşkıyalık yaparak düzene başkaldırmayı kendine ödev edinir.


Merhametli bir eşkıya olur İnce Memed, diğer eşkıyalara benzemez. Onun adalet anlayışını civarda yaşayan bütün köyler sever. Haksızlıklara karşı başkaldırması, yiğit olması, iyi nişancı olması herkesin dilinde dolaşır. İnce Memed bir efsane olur, dilden dile anlatılır. Yaşadıkları basit değildir, bir İnce Memed kolay yetişmez. Çok acılar çeker, çektiği acıları ise asla dile getirmez.



“Konuşan insan öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir.”


İnce Memed 1 hikayesinin iskeletini çizmiş olsam da asla hikayenin derinliklerine inmedim, gerçekten Torosların eteklerinde Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan bu olayları hissetmek istiyorsanız mutlaka İnce Memed serisini okumalısınız. Ben Rus Edebiyatı’ndan geçiş yaptığım için böyle bir kitaba dünyanın neresinde olursak olalım maalesef haksızlıklar içinde kalabileceğimizi anladım. İnce Memed’in birinci kitabı ile aslında çok farklı bir dünyaya adım atmadım, farklı yaşantılara girdim evet lakin düzen değişmedi. Hala dünyanın birçok yerinde ezilen insanlar mevcut. Evet, biz kazandığımız kadarını yiyoruz, öyle görünüyor. Çünkü biz kapitalizm sisteminde modern köleleriz. Amacım her zaman bu sistemde olabildiğince insanlara yardımcı olmak ve bu sistemden ayrı bir kültür benimsemek. Bu yüzden amacım çok okuyup, gelmiş geçmiş bütün sistemleri öğrenip ona göre silah kuşanmak oldu. Yani görevim bir eşkıya gibi sürekli tetikte olmak, sistemde aç kalmadan hareket etmek, düşünme özgürlüğümün elimden alınmaması için çaba vermek. Bu çok fazla doğru kitap okuyarak, gezerek, araştırarak ve bazen tarihi belgeseller izleyerek mümkün. Doğru olmayan o kadar bilginin arasından düşünme gücünü kaybetmeden ilerlemek, dağlarda ilerlemekten çok daha zor olabiliyor bazen.


Yaşar Kemal bir çok gerçeği gözler önüne serdi, Abdi Ağa ile, Recep Çavuş ile, Ali Safa Bey ile, Durmuş Ali ile, Topal Ali ile ve kadınları ince ince işlediği Hatçe, Iraz ve Döne karakterleriyle birçok acı gerçeği anlattı. Arkadaşlar ben bu süreçte o dağlarda İnce Memed’in bir gözüydüm resmen, öyle bir betimlemeyle anlattı ki Yaşar Kemal, sanki olayları bende yaşadım. Bu böyle biline…


Kesinlikle okunması gereken kitaplar listenize ekleyin. Güzel bir maceraydı ve evet devamı var ve mutlaka hazır hissettiğimde okuyacağım.


Keyifli okumalar.


SUKHA