top of page

KADİM BİR ŞİFA GELENEĞİ: AYURVEDA TIBBI


Günümüzde bazen yetersiz kalan hatta iyileştirmesi beklenirken daha kötü durumlara yol açan modern tıp insanları alternatif arayışlara itti. Daha önce üzerinde durduğum ve bu konuyla ilgili araştırma yapıp, hakkında kitaplar okuduğum "Humoral Patoloji Teorisi" beni oldukça etkilemişti. Gıda eğitimi alırken karşılaştığım "Ayuverda Tıbbı" da ilgimi çekti ve bu konuyla ilgili kısa bir araştırma yaptım.

Kökeni 5 bin yıl öncesine dayanan Ayurveda, Sanskritçe'de "Yaşam Bilgisi" anlamına gelir. Bu anlamdan da anlaşılacağı üzere Ayurveda sadece bir tedavi yöntemi değil; bir yaşam tarzı, beslenme felsefesi, ruh-beden bütünlüğü ve hatta insanın kendisiyle kurduğu ilişki üzerine bir rehber niteliğinde. Hindistan'da ortaya çıkan bu tıp, Vedik Dönemi'ne(MÖ 3000-1500) kadar uzanıyor. Ayurveda'nın tek bir kurucusu yoktur, ancak tarihsel gelenek üç önemli metin üzerine şekillendirildiği söylenir. Bunlar; Chakra Samhita, Sushruta Samhita ve Ashtanga Hridayam. Peki bu üç metin ne anlatır?

Chakra Samhita; İç hastalıkları bölümünü oluşturur. Sindirim, bağışıklık, yaşam tarzı ve hastalık teşhisleri konusunda en kapsamlı bilgileri verir.

Sushruta Samhita; Plastik cerrahiden katarakta kadar birçok cerrahi tekniği tanımlamıştır. Metinde, 300'den fazla cerrahi prosedür ve 125 farklı cerrahi aletin tanımı yer alır.

 Ashtanga Hridayam; Charaka ve Sushruta'nın öğretilerini birleştirerek Ayurveda'yı daha anlaşılır bir yapıya kavuşturur.

Modern tıp çoğu zamanla hastalıkla ilgilenir fakat kadim tıpta görüyoruz ki standart tedavilere yer yoktur, insanı tanımayı amaçlar ve her insana ayrı tedavi uygular. Humoral Patoloji yazımı okuyanlar ya da bu konuyla ilgili bilgisi olanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Ayurveda da insanla ilgilenir, hastalığın bir sonuç olduğunu kabullenip asıl mesele dengenin ne zaman ve nerde bozulduğudur.

Ayurvedik yaklaşım, her bireyin doğuştan taşıdığı üç temel dosha tipini referans alır; Vata, Pitta ve Kapha. Bu doshalar kişinin metabolizmasından stres tepkisine, uykusundan sindirim sistemine kadar pek çok şeyi belirler. Bu nedenle herkes için tek bir doğru beslenme ya da doğru çözüm yoktur. Kişiye has bir yaklaşım olduğu için de günümüzde şehir hayatından bunalmış insanların ilgi duyduğu bir tıptır.

Beslenme bir şifadır ve nasıl yediğimiz, ne yediğimiz kadar önemlidir. Hızlıca mideye indirilen yemekler, ekran karşısında yenilen öğünler, sindirim gücü göz ardı edilerek tüketilen gıdalar, bu bakış açısına göre yaşam enerjisini zayıflatır.

"Tahlillerim temiz ancak iyi hissetmiyorum." diyen günümüz insanları iyi hissetmek istiyor. Yorgunluğunu, stresini, uyku kalitesini, ruhsal dengesini önemsiyor.

Üç dosha tipine tekrar gelecek olursak, bu üç dosha her insanda vardır fakat herkeste farklı oranlardadır. Bu oranlar kişinin mizacını, beden yapısını ve hastalıklara yatkınlığını belirler. Ayurveda'ya göre, çevremizdeki ve içimizdeki dünyayı oluşturan beş element var: uzay/eter (Akaşa), hava (Vayu), ateş (Agni), su (Jala) ve toprak (Prithivi). Bunların hepsi duyularımızla deneyimlediğimiz belirli nitelikleri yansıtır. Bir bakıma doğanın dilini ifade ederler. Örneğin, hava rüzgâr gibidir ve sürekli hareket halindedir, biraz soğuk, kurutucu ve hafiftir; ateş ise sıcak, buharlı ve serttir; su ise ıslak, biraz serinletici ve ağırdır. Vücudumuzun içinde bu beş ana element bir araya gelerek üç temel enerji kalıbı olarak var olur. Dosha denilen şey de budur.


1.Vata Doshası-Hareket ve Hız Enerjisi;

Soğuk, kuru ve hafif ; hareketimizi kontrol eden, sinir sistemini düzenleyen ve atıkların atılmasını denetleyen kuvvettir. Antik Ayurveda biliminde vata; kan dolaşımı, nefes alma, sinir sistemi ve düşünme hızı, sindirim bağırsak hareketleri, konuşma, refleksler, üretkenlik ile ilgilidir. Vata baskınlığı olan kişiler uykuya dalmakta zorluk çeker, dağınık düşüncelerle boğuşur, unutkandır ve genellikle yorgun, endişeli ve stresli hissederler.

Vata tipleri son derece yaratıcı , iletişimci ve fikirlerle doludur. Kolayca heyecanlanırlar, ancak kendilerini fazla kaptırma ve kısa bir süre sonra yeni ve sözde daha iyi bir şeye kapılma riskiyle karşı karşıya kalırlar. Bir şeyi çabuk kavrarlar ve çabuk unuturlar. İrade güçleri daha az gelişmiştir.

Diğer özelliklerinin yanı sıra, Vata yapısına sahip kişilerin kemik yapıları hassastır ve kiloları düşüktür. Kuru ve pürüzlü bir cilde sahip olma eğilimindedirler. Fiziksel olarak çok aktiftirler. İştah ve sindirim sistemleri değişkendir. Vata tipleri tatlı, ekşi ve tuzlu yiyecekleri sever. Sıklıkla soğuk el ve ayaklardan muzdariptirler.


2.Pıtta Doshası-Dönüşüm ve Ateş Enerjisi;

Sıcak, nemli ve yakıcı - sindirimimizi, hormonları, vücut ısısını, öğrenme hızı, zihinsel netlik, kararlılık ve metabolizmamızı kontrol eden güçtür. Ateşli olarak da bilinen pitta tipleri , zorluklara hayranlık duyar, lider ruhlu, analitik, sıcakkanlı, kolay sinirlenen, mükemmeliyetçi ve cesaretli, güçlü ve coşkuyla doludur. Ancak, dengesiz bırakıldığında pitta doshası vücutta iltihaplanmaya, cilt sorunlarına (sedef hastalığı), saç dökülmesine, mide ekşimesine, ishale ve safra kesesi ile karaciğerin işleyişini etkileyen ilgili rahatsızlıklara yol açabilir.

Ateşli Pitta tipleri, hızlı düşünmeleri , yüksek zekâları ve hırslarıyla öne çıkar . Doğuştan liderdirler, enerji ve güçle doludurlar ve mükemmeliyetçi eğilimleri vardır. İçgüdülerine tutku denir. Amaçları kazanmaktır. Pitta baskın karakterler, ister profesyonel ister spor olsun, meydan okumayı severler. Atletik bir fiziğe sahiptirler ve auraları oldukça ateşlidir. Elleri ve ayakları kışın bile asla üşümez. Pitta tipleri tatlı şeyleri de acı şeyler kadar sever ve soğuk içecekleri tercih ederler.


3.Kapha Doshası- Yapı ve Stabilite Enerjisi;

Soğuk, ıslak ve ağır - zihnimiz ve bedenimizdeki dengeyi, yapıyı ve nemi yöneten koruyucu güçtür. Kapha tipleri zarafetleri, fiziksel ve zihinsel dayanıklılıkları, sabırları ve şefkatleriyle sevilirler. Kapha, kişinin kişisel yapısına göre dengesiz olduğunda, farklı bedensel işlevleri yerine getirmek için güç ve desteğe ihtiyaç duyabilir ve bu da herhangi bir işe başlamada zorluklara (yavaş başlangıç), zatürreye, iştahsızlığa, bulanık zihne, tıkanıklığa, ödem (su tutulması), ıslak öksürüğe, et benine ve kabızlığa yol açabilir.

Kapha enerjisiyle karakterize edilen kişiler, dikkatlice düşünülmüş ve titiz bir şekilde hareket ederler . Bazen oldukça yavaş ve hantal görünebilirler, ancak olağanüstü bir dayanıklılık ve güce sahiptirler . Bir Kapha tipi yeni bir hedefi belirlediğinde, başarılı bir sonuç elde edene kadar sabırla ve azimle bu hedefe doğru ilerler. Yemek yemek onlar için büyük bir tutkudur: Sonuç olarak, Kapha insanları yaşam boyu aşırı kilo taşıma eğilimindedir. Kapha kişilikleri her şeyden önce iç huzuru, barışı ve uyumu önemserler. Ayrıca hayattaki küçük şeyleri takdir ederler, denenmiş ve test edilmiş şeylere duydukları sevgiyle kolayca memnun olurlar.


Bu tiplemeleri genel olarak öğrendik ve baskın doshamızı fark ettiysek, bu öğrendiklerimizi nasıl uygulayacağız?

Vata Dosha tipindeyseniz şunlara dikkat etmelisiniz; küçük porsiyonlarda ve düzenli olarak beslenmeli ve çok fazla farklı yiyeceği bir arada tüketmekten kaçınmalısınız. Yemek için yeterli zaman ayırmak ve dikkatlice çiğnemek, tükürükteki önceden var olan sindirim enzimlerinin salınmasını sağlayarak yiyeceklerin sindirimini kolaylaştıracaktır. Düzenli ve bol miktarda su için. Sıcak içecekler ayrıca önemlidir. Yemekler de ağırlıklı olarak sıcak olmalı ve sebzeler genellikle pişirilmelidir, çünkü tatlı ve ısıtıcı yemekler Vata'yı bastırmaya yardımcı olur. Uyarıcı içeceklerden kaçınmalıdır. Bunlara kola, kahve ve siyah çay dahildir. Çünkü bunlar insan sinir sistemini çok fazla uyarır. Gazlı içeceklerden de mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

Vata tipi için ısıtıcı baharatlar yani biber, zencefil ve kakule gibi baharatlar çok uygundur.

Vata'yı artıran gıdalardan uzak durun; Bunlar büzücü, acı veya yakıcı olan gıdalardır. Çiğ gıdalar da sindirimi daha zor olduğu için Vata tipleri için zararlıdır.

Tüm ekşi meyveler, elma, armut, nar, kuru meyvelerden uzak durun. Marul, patates, domates, çiğ soğandan uzak durun. Karabuğday, arpa, darı, mısırdan uzak durun. Çok miktarda yağlı gıda ve bal, beyaz şekerden uzak durun.


Pitta Dosha tipindeyseniz şunlara dikkat etmelisiniz; genellikle güçlü bir sindirim sistemine sahipsiniz ve hemen hemen her türlü yiyeceği tolere edebilirsiniz. Bununla birlikte, yiyecekler Pitta ile ilişkili ateşi yatıştırmalıdır; yani çok keskin, tuzlu veya ekşi olmamalıdır. Pitta Doshası, acı, büzücü ve tatlı tatlarla azaltılır. Bunlar genellikle daraltıcı, indirgeyici ve soğutucu bir etkiye sahiptir. Düzenli yiyecek alımı, Pitta bireyleri için çok önemlidir, çünkü aksi takdirde dengeleri kolayca bozulabilir ve ısı unsuru baskın hale gelebilir. Bu nedenle, odak noktası her zaman ölçülü olmalıdır. Yaz aylarında Pitta dönemi genellikle baskındır, bu nedenle diğer doshalar gibi Pitta karakterleri de daha sıcak aylarda iç soğumaya dikkat etmelidir.

Pitta tipi için nane, dereotu, tarçın gibi tatlı ve hafif baharatlar özellikle faydalı kabul edilir.

Pitta'yı artıran gıdalardan uzak durun; Bu yiyecekler keskin, ekşi, tuzlu veya çok acıdır. Uyarıcı yiyecekler Pitta'yı daha da canlandırır, bu nedenle ölçülü öğünlere ağırlık verilmelidir. Elma, greyfurt, limon, kuru meyve gibi ekşi meyvelerden uzak durun. Patlıcan, sarımsak, turp, domates, soğan gibi yiyeceklerden uzak durun. Karabuğday, darı, mısırdan uzak durun. Badem yağı, mısır yağı, susam yağı, bal, pekmezden uzak durun.


Kapha Dosha tipindeyseniz şunlara dikkat etmelisiniz; metabolizmanızı canlandırmaya ihtiyacınız vardır, bu nedenle sindirimi özellikle kolay olan sıcak, pişmiş yemeklere ihtiyaç duyarsınız. Keskin ve acı tatlar da sindirimi uyarıcı bir etkiye sahiptir ve Kapha'nın azaltılmasına yardımcı olur. Birçok Kapha tipi sabahları iştahsız olur ve kahvaltıyı kolayca atlayabilir. Limonlu ve ballı ılık bir su içmek, sindirimi ilk iş olarak uyarmak ve sonraki öğünlere hazırlamak için mükemmeldir. Kural olarak, günde üç öğünden fazla yememelisiniz; günün ana öğünü öğle yemeğinde yenmelidir, çünkü sindirim enzimlerinin en çok üretildiği zamandır. Kapha tipleri için yemek yerken altın kural, açlığınızı veya iştahınızı gidermek için ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüzden daha az tüketmektir. Öğün aralarında atıştırmaktan, istisnalar dışında, kaçınılmalıdır. Kapha tiplerinin çok fazla su içmesi gerekmez. Ancak içecekler ılık olmalı ve istenirse balla tatlandırılabilir. Değişikliklere daha iyi uyum sağlayabilmek için beslenme düzeninizi kademeli olarak değiştirin. Yemeklerinizde acı biber, hardal tohumu ve zerdeçal gibi baharatları daha fazla kullanmaktan çekinmeyin.

Kapha tipi için özellikle acı biber, pul biber ve zencefil gibi keskin baharatlar faydalıdır.

Kapha'yı artıran gıdalardan uzak durun; Bunlar ekşi, tuzlu, tatlı, yağlı veya protein açısından çok yüksek olan gıdalardır. Ananas, muz, hurma, genellikle çok tatlı ve ekşi meyvelerden uzak durun. Tatlı ve sulu sebze çeşitleri, salatalık, kabak, tatlı patates, domates, kabaktan uzak durun. Pişmiş yulaf, beyaz ve esmer pirinç, buğdaydan uzak durun.

Tereyağı, hindistancevizi yağı, her türlü şekerden uzak durun.


Bu konu hakkında uzmanlığım yok, ben sadece öğrendiğim, araştırdığım bilgileri sizinle paylaştım. Bu bilgiler ışığında kendime bir diyet listesi uygulayacağım. Deneyimlerimi de paylaşırım.

Not: Bir bireyin dosha yapısının teşhisi, kişiye özel beslenme ve tedavi planının oluşturulmasının temelini oluşturur. Ayurveda doktorları, baskın konstelasyonun teşhisine yardımcı olmak için çeşitli araçlara sahiptir. İlk belirti, hastanın dış görünümünden ve doktoruyla yapılan görüşmeden kolayca elde edilebilir. Ayurveda nabız teşhisi (Nadi Vigyan), doktor tarafından dosha konstelasyonu hakkında daha fazla bilgi edinmek için kullanılabilir. Hastanın organlarının durumu ve olası rahatsızlıklar da teşhise yardımcı olabilir. Ayurveda dil teşhisi, doktorun herhangi bir dosha dengesizliğini ve sindirim şikayetini teşhis etmesine yardımcı olur. Yalnızca deneyimli bir Ayurveda doktorunun derinlemesine teşhisi, dosha yapısını belirleyebilir ve doğru tedavi sürecini sağlayabilir.

Bu konuyla ilgili Türkiye'de çalışma yapan doktorlar hakkında pek bilgim yok, o yüzden bir tavsiyede bulunamayacağım, ben kendi doshamın farkındayım, daha önce Ahlatı Erba araştırmalarımda da kendi hıltımı fark etmiştim. Zaten çok benzer konular, biri Anadolu topraklarında doğmuş bir ilim diğeri Asya'da doğmuş. Çok ayrı kıtalarda benzer yöntemlerin olması da bana insan yapısına uygun en iyi iyileştirici gücün bu ilimler olduğunu düşündürüyor.


Keyifli Okumalar...

Sümeyye AKARSU




Yorumlar


AKLINDAKİ FİKİRLERİ BENİMLE PAYLAŞ

GÖNDERİN İÇİN TEŞEKKÜRLER

© 2023 by Turning Heads. Proudly created with Wix.com

bottom of page